12.12.2012

12



"Kendi içerisinde sonsuzluğa genişleyebilecek şehirler vardır.. Bingöl bu şehirlere en güzel örneklerden biridir.. Yanından veya içinden geçtiğinizde hiçbir şey hissetmezsiniz.. Tanımak için uzun zaman yaşamanızı, anlamak için çok emek harcamanızı gerektirecektir bingöl.. Tanrıların gezindiği dağlar arasında, zorunluluktan doğan bir mola yeri gibidir..Dağlar arasında bir sığıntı.. Dağlardaki tanrılardan korkup kaçanlar ile bu kaçanları bir arada tutmak için bir nevi sürgüne gelmiş insanların diyarıdır bingöl.. Her kış bir metre boyundaki kar yıgınları ile tanrılar yolunuzu keserler.. Zordur tanrıların karşısında durmak.. Onlara yakın olmanın bedelidir ödediğiniz.. Kaçıp gitseniz tanrılar sizi kendi yokluğunuzda boğacaklardır..Hep aklınızda bingöl olacak, hep bingölü söyleyecektir dilleriniz.. Tanrıları anlayamayan insanların, onlardan kaçıp kendi sanrılarının tanrılarına tapacak insanların mekanı olmuşsa da olsundur.. Gün gelecektir.. Dağlar yeniden yükselecek, tanrılar tekrar şehre inecektir.."

                                                    sözlükten

                            

                            

                            

9.12.2012

Kalbini Feth Edicim


Haftasonu Haberleri #2



  • Üzücü bir haberle başlayalım raporumuza. Eski sevgilisi tarafından tehdit ediliyor kadın ve haliyle mahkemeye şikayet ediyor. Ancak bi süre sonra yine tehditler vs. derken vali yardımcısı ile görüşmek istiyor. Bu arada kadın, öğretmen, onu da belirteyim. Vali yardımcısı kendisi görüşmüyor, Milli Eğitim'den sorumlu yardımcısı ile görüştürüyor ve onun kızcağıza cevabı "en fazla ölürsün olmadı istifa et, biber gazı taşı yanında" vs gibi bir takım nasihatlar verip gönderiyor. Kız görev yeri Van'dan ailesinin yanına dönerken öldürülüyor. Alın size Türkiye'de yaşamamak için bir neden. Benzer onlarca habere denk geliyoruz, mahkeme ve devlet-i alimiz ne yazık ki bu ölümlere göz yumuyor, seyirci kalıyor hep.
  • "Türkiye ile Rusya savaşa girebilir" Rus parlamentosunun dış politikası danışmanı Alman bir medya organına böyle konuşmuş. Egenekon'dan rahatsızmış Rusya ve bunun ABD'nin Rusya'nın gücünü kırmak için oynanan bir oyun olduğunu söylüyor! Lan nasıl bir ülkeyiz, bize oyun oynanmıyor. Biz aslında yoğuz.
  • Suriyeli çocukların umutsuzluğunu haber etmiş BBC'den Lina Sinjab. Çok dokunaklı olmuş doğrusu. Yüzünde utangaç bir gülümsemeyle bir çocuk "Arkadaşım yok benim, tüm arkadaşlarım öldü. Onlar bir rokete hedef oldular ve gittiler." ve çocuğun yüzündeki gülümseme kayboluyor, göz kapakları kapanıyor, başı önüne düşüyor ara sokaklarda yürüyerek kayboluyor. Utanma çocuk, senin yerine bütün çirkinliği ve çirkefiyle seni arkadaşsız bırakan bu kahpe düzenbazlar utansın.
  • "Muhteşem Yüzyıl'a eleştiri yağmuru". Başbakanından cumhurbaşkanına kadar herkes konuştu bunu. Konuşacak daha önemli mevzu kalmamış gibi. O kadar eleştiriyorsunuz madem, kapatın tv'yi izlemeyin ya da başka bir şey izleyin.
  • Hindistan'da yeni doğan çocuğu tapınaktan atıyorlarmış. Böylece çocuk güçlü oluyormuş! Tabi hayatta kalırsa veya ömür boyu sakat kalma riskini aşarsa.. Allah'ım bu insanlar niye bu kadar cahil, cahillik de değil gerizekalılık.
  • Tarihi İnci Pastanesi kapatıldı. 1944'ten bu yana hizmet veren İnci Pastanesi restorasyon nedeniyle kapatıldı. Daha önce aynı binadaki Emek sineması da kapatılmıştı. Restorasyondan sonra AVM yapılacakmış ve pastaneye üst katta bi yer vereceklermiş. İstanbul'a her gittiğimde eski binaların bütün ihtişam ve güzellikleri ile beni cezbettiğini araya sokuşturulan yeni binaların ise ucube halleriyle tiksindirip bunu yapanlara lanet ettirdiğini söyleyeyim. AVM'ler boy boy yükselirken eskiye dair olanları ya direkt yok ediyor ya da arka planda yokluğa itiyor. Yazık lan, para hırsı mı desem estetik kısırlığı mı desem akıl tutulması mı desem ne desem bilemedim.
  • Milliyet'in manşet haberlerinden "Köy Okulundan Zirveye". Malatya'nın bir köyünde birinci sınıftan beşinci sınıfa kadar tüm öğrencilerin tek derslikte eğitim aldığı bir okulda eğitim hayatına başlayan Eren Bali, Malatya Fen Lisesi, ODTÜ Bilgisayar ve Matematik bölümleri derken Silikon Vadide değeri 100 milyon doları aşan Udemy projesi ile zirveye tırmandı ve tırmanmaya devam ediyor. Gururlandım gerçekten ne desem az, aynı okulda okurken de gurur duyuyorduk, soru sormak için fırsat kolluyorduk. Bu projede aynı ofiste çalışmak da nasip oldu. Başarının temel prensibi herhalde pes etmemektir ve Eren bunu kanıtladı.
  • "Arda Turan ve Emre Belezoğlu'nun yeni imajları alay konusu oldu!". Lan ne kadar gereksizsiniz, ne desem az kalır. Merak ediyorum dünyanın başka hiç bir yerinde bu kadar şekilcilik, bu kadar kalıplara sığdırma baskısı var mıdır? Adamlar gitti hala sizden kurtulamadılar amk. Burda iken yok sevgilisi ile böyle yaptı, yok götü kalktı vs deyip adamı futboldan soğuttunuz nerdeyse. Bu nedir biliyor musun? En kısa özetle çekememezlik. Herifin parası var, rahatı yerinde, güzel bir sevgilisi var ve tüm bunları genç yaşta elde edince hayatında bi kazmaya sap olamayanlar da kulp takmaya çalışıyorlar. Bizim millet acıyı/ajitasyonu/eksiklikleri/fakiri sever. Zengin ve başarılı olanlara hep mesafeli, tereddütlü. Mesele biraz da bununla ilgili, işin arka planında yatan sosyolojik nedenler apayrı bir yazı konusu.
  • "GS'li yönetici: Fener UEFA kupasını alsın". Aykut Kocaman GS'yi tebrik etmiş o da bunu demiş. Güzel de demiş ama çoğu GS'li istemez pek tabi ki. Gerçi birinin başarısı aynı gemide olmaları itibari ile diğerinin de başarısı. Ayrıca daha iyisini teşfik etmesi ve Avrupa'da başarı için cesaret verme yönüyle de rakiplerin başarılı olması istenmeli bence de. Misal GS'nin UEFA'yı alması Türk futbolu açısından nasıl bir çığır açtıysa bu başarının tekrarlanması ve yeni başarılar da futbolumuza yeni bir seviye kazandırır. Tabi bu temenniler ikisi de başarılı olunca gelir ama biri örneğin Avrupa'da başarısızsa, diğeri başarılı sonuçlar alırsa o zaman hem cesaret hem de ayrı bir olgunluk ister.

Tarihte bugün: Fenerbahçe, Yunanistan'ın Enosis takımını 5-1 yendi.(09.12.1945)

                            

                            

                            

6.12.2012

The Giggle Loop


Ulan arkadaş bu diziden daha güzel komedi mi var? Canın sıkıldıkça açar izlersin bi bölüm, bu kadar eskimeyen güzel bir dizi. Uzattıkça mala bağlayan dizilerden olmayıp tadında bırakmayı bilmişler, nitekim her sezonda sadece 7-8 bölüm var. Diziyi irdelemek değil bu postun amacı, Karamurat vakti zamanında zaten yazmış. Yukarıdaki olay süper ve benim çok da başıma gelmiş birşey. En ciddi anımda tutamazdım kendimi hala da eskisi kadar olmasa da öyleyim. Olay süper, Jeff'in anlatışı ayrı bir süper.

1.12.2012

Losing My Religion

Hayatının bir döneminde hayatı ve anlamını sorgulayan çok olmuştur. Kimisinde bu din üzerinden gelişir. Kimisi ömrü boyunca inandığı dinin bırakır, kimisi ona daha sıkı sarılır, kimisi hep bu sorgulamalarla yaşar, kimisinde tekrarlar yaşanır vs. Bu dönemlerde onların şarkısı vardır. Bana ve onlara o dönemleri için gelsin.

20.11.2012

Eleştiri, Adamlık ve Değişim


İnsan eleştirilir; grup eleştirilir; film, müzik gibi ürünler eleştirilir ve daha bi çok şey.. Ama ben daha çok insanların başka insanlara olan eleştirilerine takılıyorum. Genellikle eleştiri farklı koşullar içerisindeki kişiler için yapılıyor. Eleştiri yapanın haklılığı veya haksızlığı değil de daha çok bunu yapmaya hakkı var mı onu sorgularım genelde.

Her zaman tekrar edilir: "Hepimiz insanız, tabi ki hata yapıyoruz" diye. Bunun doğruluğu kesin. Ama bunu gerçekte ne kadar kabul ediyoruz. Bir kişi yüzüne yanlışını ifade etse onu kabul edecek olgunluk varsa o zaman adamsındır. Kastedileni anlamaktan yoksunsan zaten cehaletindir ve onun farkına varamamak ya da bilgi eksikliginden kaynaklanan  olabilirligini reddetmek zaten muhatap alınmaya değmeyecek kadar düşmektir. Yok öyle değilse ve egonu on plana koyup kendini dahi kandırıyorsan işte orada karaktersizsin.

İnsan degişen bir varlık. Değişmeyen insan kalastan başka bi şey değil. Ciddiye  almayın. Değişme fikirsel olarak gerçekleşirken koşullar olarak da gerçekleşir. Fikirsel değişimi kendi içinde yaşayacak elbet ama değişen koşullarla birlikte olusan durumda zamanında eleştirdiği hareketin aynısını mı yapıyor yoksa daha önce hiç bulunmadığı duruma gelince zamanında olması gerektiğini iddia ettiğini mi gerçekleştiriyor bu çok önemli. İnsanları bununla test edin, kalitesini anlarsınız. En azından fikir ve beyin kalitesini.

Hem adam gibi davranıp hem de üç maymunu oynamayan kişileri alıp baş uca koyalım. İkisi birden olmayanı alıp çöpe atalım. Birine sahip olanların da o birinden  ne alınabilirse onu alırız. Şöyle bi etrafa bakmaya başlayayım ben en iyisi. 


                            

                            

18.11.2012

Haftasonu Haberleri

  • Sandy kasırgası ABD'de 110 kişinin canına mal olmuş, elektrik, su ve diğer altyapıları telef etmişti. Ama kuş yuvalarına birşey olmamış, hem de ağaçlar devrildiği hatta bazıları kökünden söküldüğü halde. İnsanlar evlerini boşaltıp kaçarken, kuşlar yuvalarında sessizce kasırganın bitişini beklemişler. Demek ki evrenin en akıllı varlıkları sadece biz insanlar değiliz.
  • "Şemdinli'de çatışma, 5 asker şehit. Çatışmanın ardından bölgede hava destekli geniş çaplı operasyon başlatılırken, Yüksekova ve Şemdinli ilçelerinde yoğun hava trafiği yaşandığı gözlendi." Son 30 yıldır maalesef aynı metni okuyoruz sadece rakamlar ve isimler değişiyor. Haber metni bildiğin copy-paste. Özellikle "Çatışmanın ardından bölgede hava destekli geniş çaplı operasyon başlatılırken .." kısmı beni benden alıyor.
  • Başbakan yine seslenmiş hem de İsrail'e "hesabını iyi yap" diyor ve ekliyor "bu sefer 2008'in şartları yok". Geldiğinden beri sadece sesleniyor ve başka da tık yok. Hala birilerine inandırıcı geliyor mu bu seslenmeler bilemiyorum. Konuştuğu, dayılandığı kadar işini yapsa veya yapmaya çalışsa keşke.
  • Obama: İsrail'i destekliyoruz. Bu zaten belli de, bi de iki yüzlülük yapıp dünyaya demokrasi ve insan haklarından hala bahsediyorsunuz. Palavracılığın bu kadarına da pes yani. İsrail kendini savunuyormuş, kundaktaki bebeği öldürerek hem de.
  • Chomsky:"İsrail, ordusu olmayan bir halka saldırıyor ve buna savaş diyor. İşgal edilmiş topraklardaki İsrailliler şimdi kendilerini korumak zorunda olduklarını iddia ediyor, kendilerini herhangi bir işgalci ordunun kendini koruması gerektiği şekilde, yok ettikleri bir halka karşı koruyorlar. Başka birinin toprağını askerlerinle işgal ederken kendini savunamazsın. Bu savunma değildir. İstediğiniz gibi isimlendirin, bu savunma değildir".
  • Açlık grevleri sona ermiş nihayet. Ohh şimdi her şey güllük gülistanlık, sessizce dağılabiliriz artık.
  • Fırat Aydınus geçen hafta Beşiktaş'a çelme taktı, bu hafta ise Fenerbahçe'ye. Şunun şurasında ligin bitimine ne kaldı ki, böyle azimle devam etsin. Elbette hedefine ulaşır.
  • Messi yine şov yaptı:2 gol 1 asist. Alıştık artık bayıyor, geçelim bu haberi.
  • Malum 26 Kasım'da Sting'in İstanbul konseri var. Habertürk'ten Oben Budak bu konser öncesi Sting'le Nice'te görüşmüş. Sting'in Londra'dan sonra en beğendiği şehirmiş Nice ve Fields of Gold şarkısını da burda yazmış. Dünya turnesi kapsamında geleceği İstanbul'da iki gece kalacakmış ve en çok yemeklerini ve trafiğini özlemiş İstanbul'un. Yemekleri anladık da trafiği nasıl özlenir bilemedim şimdi.

Tarihte bugün: İspanya'da 37 yıllık diktatörlüğün ardından demokrasinin kurulması kararı alındı.(18.11.1976)

                            

                            

                            

Tomorrow is a Long Time



If today was not an endless highway,
If tonight was not a crooked trail,
If tomorrow wasn't such a long time,
Then lonesome would mean nothing to you at all.
Yes, and only if my own true love was waitin',
Yes, and if I could hear her heart a-softly poundin',
Only if she was lyin' by me,
Then I'd lie in my bed once again.


I can't see my reflection in the waters,
I can't speak the sounds that show no pain,
I can't hear the echo of my footsteps,
Or can't remember the sound of my own name.
Yes, and only if my own true love was waitin',
Yes, and if I could hear her heart a-softly poundin',
Only if she was lyin' by me,
Then I'd lie in my bed once again.


There's beauty in the silver, singin' river,
There's beauty in the sunrise in the sky,
But none of these and nothing else can touch the beauty
That I remember in my true love's eyes.
Yes, and only if my own true love was waitin',
Yes, and if I could hear her heart a-softly poundin',
Only if she was lyin' by me,
Then I'd lie in my bed once again.

Orijinalinden daha bi güzel geldi desem sopa yemem umarım.

17.11.2012

2001: A Space Odyssey

Eski filmleri -1970 öncesi- izlemekte çok zorluk çekiyorum. Görüntü kalitesi vs. rahatsız ediyor ama en çok da oyunculuklara sinmiş yapaylık. Onun için Citizen Kane gibi bir çok efsane diye adı geçen filmden zerre lezzet almıyorum. Haliyle çok azı tatmin edici oluyor.

2001 Space Odyssey de bunlardan bir başkası. Filme başladığımda 2 buçuk saatlik süreyi görünce bi hassiktir çektim. Filmin sonuna gelindiğinde bu süreye hiç gerek olmadığını anlıyorsunuz zaten. En başında ve ortada dakikalarca süren kapkara ekranda garip bir ses duyuluyor ki ben bi amacını göremedim. İleri almak için çok da direnmedim. Yine uzay gemisinin uzay boşluğunda çok uzun süren salınımları da insanı sıkmaktan öteye gidemiyor. Buralar da benim ayılığımdan nasiplendi haliyle. Tabi 1968 senesindeki bu sahneler insanı büyülediğinden filmde bu kadar yer almış olabilir ancak 2012 yılında izleyince ileri almamak için herhangi bir sebep de yok.


İzledikten sonra kafalarda baya soru işareti bıraktığından biraz araştırayım dedim. Film aynı isimli romanla paralel hazırlanmış. Stanley Kubrick ve  Arthur C. Clarke birlikte senaryoyu yazarken, Kubrick filmi yönetiyor, Clarke ise romanı yazıyor. Anladığım kadarıyla romanda filmde soru işareti bırakan bir çok kısım açıklanmış ve kafada daha sağlam bir olay örgüsü bırakmış. Bu nedenle çok merak edenin oraya yönelmesi mantıklı.

Filme dönersek, dört bölümden oluşuyor ve bölümler direk olarak birbirleriyle bağlantılı değil. İlk bölüm maymunlar,  ikinci ve üçüncü bölümler insanın uzay macerasından oluşuyor. Son bölüm için ne desem yalan olur. Çünkü fazlasıyla sembolik. Ancak toplamda insanın evrimi ve gelişimi diye özetlenebilir. Dört kısımda ortak olan ise büyük, düzgün, taşta bir anıt. Bunun üzerine farklı yorumlar yapılmış.




Filmde dikkat çeken gelecekteki teknoloji ile doğru tahminler yapması. Tablet, satranç oynayan, ses ve görüntü tanıyan bilgisayar gibi. İlginç olan 2011 yılında Apple’ın Samsung’a açtığı patent davası sırasında Samsung avukatları Apple’ın kendine ait olduğunu iddia ettiği tasarımın bu filmde var olduğunu ve daha eskiye ait olan bu tasarım için Apple’ın hak iddia edemeyeceğini savunmaları.

Toparlarsak film sıkıcı biraz ama izlenmeye değeceği de bir gerçek.

The Dark Knight Rises


Sonunda izledim. Hem de 12 gb'lık full hd'lisini. The Dark Knight kadar güzel değildi elbette, Joker efsanesi yoktu sonuçta. Ama olay Hanz Zimmer'miş abi onu anladım. Herif en boktan filmde bile seni havaya sokar, coşturup şahlandırır bir şekilde. Serinin son filmi olur zannediyordum ama anlaşılan Gotham'ın yozlaşmış yüzleri ekmek olduğu sürece seriyi böylece devam ettirirler. Filmin verdiği mesajlar ise onlarca yazı konusu, yazmak için daha diri ve geniş bir zaman lazım. Güzel film neticede, seriyi tamamlayın, izleyin. Film notum: 8