12.07.2026

Çeyrek Finalin Ardından

Turnuvada çeyrek final maçları bugünkü iki maçın tamamlanmasıyla birlikte bitti. Artık son dört takım, yani en iyi dört takım kaldı. İlginç olan şu ki, gerçekten de son dörde kalan takımlar FIFA ülke sıralamasında ilk dördü oluşturuyor. Dünya Kupaları tarihinde uzun zamandır böyle “kâğıt üstünde de en iyiler kaldı” diyebileceğimiz bir tablo görmemiştik.

Şimdi yine kısa kısa maç değerlendirmelerine başlayıp, ardından yarı final eşleşmelerinde nasıl maçlar beklediğime dair birkaç şey söyleyeyim.

Fransa – Fas
İlk çeyrek final Fransa-Fas maçıydı. Geçen Dünya Kupası’nın yarı final eşleşmesi bu kez bir adım daha erken karşımıza çıktı. Beklediğimiz gibi Fransa’nın ağır bastığı bir eşleşmeydi ve Fransa baştan sona üstün oynayarak 2-0’la turu geçti. Hatta Fransa açısından bu maç Paraguay maçından bile daha kolay geçti.

Açıkçası Bono’nun muhteşem performansı olmasa skor daha farklı bile olabilirdi. İlk yarıda Mbappé’nin penaltısı başta olmak üzere çok önemli kurtarışlar yaptı. Ama ikinci yarıda Fransa, Mbappé liderliğinde beş dakika içinde iki harika gol bulup fişi çekti. Önce Mbappé ceza sahası yayından kalecinin uzanamayacağı uzak köşeye enfes bir plase bıraktı. Ardından yine Mbappé’nin pasında Dembélé hızlı gelişen atağı muhteşem bir golle tamamladı.

Fas’ın akılda kalan çok net bir pozisyonu yoktu. Sadece maçın sonlarına doğru uzaktan bir şut denemesini hatırlıyorum. Maçın adamı ise yine Dünya Kupalarının uçan kaplumbağası Mbappé’ydi.

İspanya – Belçika
İkinci maç İspanya-Belçika’ydı. Maç kontrollü, bol paslı ve sakin bir tempoda başladı. Tabii beklendiği gibi kontrol daha çok İspanya’daydı. Bu maçta Yamal biraz daha temposunu buldu gibi geldi bana. Sakatlıktan çıkmıştı ve turnuvada şu ana kadar biraz sönük kalmıştı. 30. dakikada gelen gol de onun kanattan başlattığı atakla geldi; Ruiz de temiz bir vuruşla işi bitirdi.

İlk yarı böyle biter diye beklerken, on dakika sonra bu kez Belçika adına bir önceki turun yıldızı olan De Ketelaere harika bir organizasyonda güzel bir kafa golüyle maçı eşitledi. İkinci yarıya da aslında Belçika iyi başladı. Arsenal’li Trossard, City efsanelerinden De Bruyne ve yine City’li Doku ile geliştirdikleri, yan ağlarda kalan çok güzel bir atak vardı mesela. Maç karşılıklı ataklarla dengeli ve çekişmeli gidiyordu.

Belçika adına kırılma noktası, Courtois’nın sakatlık nedeniyle 70. dakikada yerini Lammens’e bırakması oldu. Maç berabere biter ve uzatmaya gider diye beklerken, İspanya yine son dakikalarda bulduğu golle turu geçmeyi başardı. Yedekten giren Merino, önceki maçta olduğu gibi bu maçta da kahraman oldu. Tabi Courtois sahada olsaydı muhtemelen o topu daha iyi kontrol ederdi. Çünkü kaleciden dönen bir top neticesinde Merino topu önünde buldu ve ağları salladı.

Bu maçta ayrıca Euro 2024’ün yıldızlarından ve bu turnuvada sakatlık yüzünden süre alamayan Nico Williams da ilk kez son 15 dakika için sahaya çıktı. Pedri ve Ferran Torres gibi Barcelona’nın son dönem yıldızları da yine sonradan oyuna giren oyunculardı. Fransa gibi İspanya da gerçekten çok derinlikli ve güçlü bir takım. Kenardan soktukları oyuncular bile maçın kaderini değiştirebiliyor.

İngiltere – Norveç
Bugün oynanan turun kalan maçlarından ilki İngiltere-Norveç’ti. Bu turda dengeli geçmesini beklediğim maçlardan biriydi. Elbette İngiltere tecrübesi ve kadro kalitesiyle bir adım öndeydi ama Norveç de buraya kadar, özellikle Haaland başta olmak üzere, çok iyi performans göstererek gelmişti.

Maç İngilizlerin kontrolü ve ataklarıyla başladı. Ta ki ilk yarının bitimine doğru son 10 dakikaya girerken Norveç bir anda golü bulana kadar. Benfica’lı Schjelderup dar açıdan orta-şut karışımı muhteşem bir vuruş yaptı ve Norveç’i öne geçirdi. Bu şokla İngilizler bir ara oyunun kontrolünü iyice kaybetti. Hatta 43. dakikada Sorloth bencillik yapmayıp topu müsait pozisyondaki Haaland’a verseydi, ilk yarı 2-0 Norveç üstünlüğüyle bitebilirdi. Belki de Norveç o golle turu bile alacaktı.

Ne var ki bu pozisyondan iki dakika sonra çok tuhaf bir şey oldu. Norveç kalecisinin uzun degajı havadaki kamera kablolarından birine çarpıp laps diye Anderson’ın önüne düştü. Anderson topu taşıdı, Gordon’a aktardı, oradan Bellingham’a geldi. Bellingham da çok güzel kontrol edip topu biraz sürdükten sonra ceza sahası içinde harika bir vuruşla golü yaptı.

Kaleci kablo meselesinden dolayı hakeme itiraz etti ama hakem muhtemelen pozisyonu görmedi ve gol geçerli sayıldı. İlginç olan, VAR’dan da bir müdahale gelmemesi. Hani saç telini bile fark eden çipli top var ya, bu kadar net kablo temasını da herhalde kaydetmiştir diye düşünüyor insan. Bence bariz bir haksızlık oldu. Normalde kurallara göre oyun hava atışıyla devam etmeliydi. Ama Norveçliler de çok efendi takıldılar. Pek itiraz etmediler. Muhtemelen çoğu fark etmedi bile; sadece kalecinin itiraz ettiğini gördüm. Mısır ya da Portekiz falan olsa bu pozisyona iyi ağlardı.

55. dakikada Norveç’in kornerden geliştirdiği atakta arka direkte savunma oyuncusu Heggem ağları buldu ama VAR müdahalesiyle Haaland’ın pozisyonda faul yaptığı tespit edilip gol iptal edildi. Açıkçası bana normal bir ikili mücadele gibi geldi. Tamam, hafif bir itme var ama Anderson’dı sanırım, biraz ucuz şekilde kendisini direkt yere bırakıyor. Tersi durumda faul çalarlar mıydı, açıkçası emin değilim.

Aslında Norveç bu süreçte fena da oynamıyordu. Bu pozisyondan sonra da fırsatlar buldular. Hatta 75’te çok güzel bir pozisyonları direkten döndü. Maçın sonlarına doğru Bukayo Saka’nın çok etkili atakları oldu ama normal süre eşitlikle sona erdi ve maç uzatmalara gitti.

Uzatmaların başında yine Saka’nın kanadından İngilizler etkili geldi. O atak nihayet Bellingham’ın, tıpkı İspanya-Belçika maçındaki Merino golüne çok benzer şekilde, kaleciden dönen topu takip edip tamamlamasıyla sonuçlandı. Maç da bu skorla bitti. İngiltere turu geçti. Maçın kahramanı ise, önceki maçta olduğu gibi yine iki golüyle İngilizlerin bu turnuvadaki en parlak yıldızı Jude Bellingham’dı.

Arjantin – İsviçre
Gelelim günün son maçına: Arjantin-İsviçre.

Öncelikle İsviçre çeyrek finale kalan takımlar arasında muhtemelen en zayıf takımdı. Kanada, Katar ve Bosna Hersek’in olduğu B grubunda Katar’la berabere kalıp diğer iki takımı yenerek grubu lider bitirdiler. Sonra son 32’de Cezayir’i, ardından da Kolombiya’yı biraz da sürpriz şekilde 0-0 biten maçın penaltılarıyla elediler.

Arjantin maça hızlı başladı. Henüz 10. dakikada önce sağdan, sonra soldan Messi ile çok etkili kornerler kullandılar. İkinci kornerde Messi topu Mac Allister’ın kafasına kondurdu, o da harika tamamladı. Arjantin erken öne geçti.

Sonrasında çok fazla pozisyon yoktu ama Arjantin geride oldukça kırılgan duruyordu. Hatta gelişen bir atakta Embolo gole çok yaklaştı ama Emiliano Martínez kaleyi erken terk edip açıyı çok iyi kapattı. İkinci yarı da Arjantin’in skoru koruma içgüdüsüyle başladı. İsviçre ataklarını sıklaştırdı, 67. dakikada golü bulana kadar da maçı tamamen kontrolüne alır gibi oldu.

Ama golden sadece bir dakika sonra çok ilginç bir pozisyon yaşandı. Embolo-Paredes ikili mücadelesinde Embolo yerde kaldı ve Paredes sarı kart gördü. Fakat VAR’da Embolo’nun aslında hiçbir müdahale olmadan inanılmaz teatral bir hareketle kendini yere bıraktığı tespit edildi. İkinci sarı karttan kırmızıyı görüp takımını 10 kişi bıraktı. Maçın kırılma anı da bu oldu.

Bu dakikadan sonra İsviçre tamamen kapandı, Arjantin topun kontrolünü yeniden eline aldı ama yine de çok etkili ataklar geliştirdiğini söylemek zor. Uzatmalarda Messi ile gelişen birkaç tehlikeli atak oldu ama normal sürede eşitlik bozulmadı.

Uzatmalarda, 112. dakikada önce Messi’nin sert şutu kaleciden döndü. O top döndü dolaştı Alvarez’in önüne geldi ve o da harika bir golle turnuvadaki ilk golünü attı. Alvarez bu gol dışında da günün en etkili oyuncularından biriydi. 2022’deki performansına benzer bir karakter ortaya koydu. Bu yüzden böyle güzel bir gol atmasına ayrıca sevindim. Çünkü turnuvanın bu son virajında Arjantin’in ona fazlasıyla ihtiyacı olacak.

120’de ise ani bir atakta Almada topu sürüp kaleciyle karşı karşıya geldi. Kaleciden dönen topu Lautaro Martínez tamamladı ve maçın skorunu belirledi. Burada Almada’ya ayrı bir parantez açmak lazım. Arjantin’in bütün maçlarını izleyen biri olarak şunu rahat söyleyebilirim: Almada tam bir dalyarrak. Sadece bu pozisyonda değil, önceki maçlarda da çok müsait durumdaki Messi’yi görmezden gelip bencilce kendisi bir şeyler yapmaya çalıştı. Neyse ki bu kez Martínez dönen topu iyi tamamladı. Ama bu tarz bencillikler Sorloth örneğinde olduğu gibi hiç hayra alamet değil; hatta tur kaybına bile neden olabilir.

Onun dışında Arjantin’in savunması acayip SOS veriyor. 2022’de Romero’nun yanında taş gibi Otamendi vardı. Bu turnuvada ise Lisandro Martínez var ve kendisi maalesef saatli bomba gibi duruyor. Sağ ve sol bekler de çok fazla adam kaçırıyor. Romero dışında bu savunma hattı, açıkçası şampiyonluk hedefleyen bir kadroya pek yakışmıyor.

Maçın adamı bence çabası ve muhteşem golüyle Alvarez’di. Arjantin için galibiyet dışında günün en sevindirici tarafı da onun bu şekilde sahneye çıkması oldu. Messi ise Dünya Kupası maçlarında üst üste 9 maç gol atarak inanılmaz bir rekora imza atmıştı. Bu maçta gol atamadı ama Dünya Kupaları tarihindeki 10. asistini yaparak bu alandaki rekorunu biraz daha geliştirdi.

Yarı final eşleşmeleri
Gelelim yarı final eşleşmelerine.

Yarı finalde FIFA sıralamasında birinci olan Fransa, üçüncü olan İspanya ile eşleşti. İkinci olan Arjantin ise dördüncü olan İngiltere ile karşılaşacak. Bir anlamda bu tabloda “en iyiler kaldı” diyebileceğimiz bir son dört var.

Fransa – İspanya
İlk maç Fransa-İspanya arasında olacak ve turnuvanın şu ana kadarki en iyi iki takımı karşı karşıya gelecek. Fransa fiziksel güç, top tekniği ve topla hızlı oynama konusunda gerçekten inanılmaz bir seviyede. Gol atmayı çok kolay gösteriyorlar. Bu takımı durdurabilecek bir takım varsa, o da şu ana kadar sadece bir gol yiyen İspanya olabilir.

İspanya da Nico Williams ve Yamal kanatları tam sağlıklı olmasa bile çok geniş ve derinlikli bir kadroya sahip. Topla oynamayı daha çok seven bir takım. Bu yüzden bu maçın ortada olduğunu söylemek mümkün. Ama özellikle Mbappé-Dembélé-Olise üçlüsünü düşününce, yıldızların formu ve tecrübesi açısından Fransa’yı bir adım önde görüyorum. Fransa yüzde 55, İspanya yüzde 45 diyorum. Ama gönlüm İspanya’dan yana; dilerim turu geçen taraf da onlar olur.

Arjantin – İngiltere
İkinci yarı finalde ise yine tarihi bir eşleşme var: Arjantin-İngiltere.

Tabii ki akıllara hemen 1986 Dünya Kupası çeyrek finali ve Maradona şovu geliyor. Bu yüzden Arjantin’in bu maçın tarihi önemini bilerek özel bir motivasyonla sahaya çıkacağını düşünüyorum. Ama kadrolara baktığımızda İngiltere’nin kadrosu net şekilde Arjantin’den üstün durumda.

Arjantin buraya kadar biraz yalpalayarak geldi. Tabii bir de Messi’nin insanüstü performansı sayesinde. Bu maçta ona çok daha fazla ihtiyaçları olacak. Arjantin kaleci açısından çok şanslı ama savunma için aynı şeyi söylemek zor. Gol atma sorunları yok; zaten sanırım turnuvanın en çok gol atan takımı durumundalar. Onlar açısından anahtar şey daha sağlam durmak ve kalenin önüne gerçekten bir duvar örebilmek. Bunu başarabilirlerse bir şekilde golü bulup turu geçeceklerine inanıyorum.

İngiltere’de Bellingham bu turnuvada alev alev. Harry Kane zaten izlediğim en klas İngiliz oyuncu olabilir. Bu iki superstar'a karşılık Arjantin’de 39 yaşındaki megastar Messi var. Tur şansını yine de ortada görüyorum. İngiltere’ye benzer şekilde yüzde 55-45 biraz daha fazla şans veriyorum ama dilerim Arjantin bu maçta 2022’dekine benzer sağlam, istekli ve karakterli bir oyun ortaya koyup finale çıkan taraf olur.

2 yorum:

Protanopia dedi ki...

Harika! Gelsin artık yarı finaller ve final. 3 büyük maç var önümüzde ve 4 en iyi takım. Arjantin eğilimimiz yüksek olsa da futbol olarak tatmin oluruz her sonuçta diye hissediyorum.

Del Piero dedi ki...

aynen bol hikayeli guzel adil maclar olsun. messi'den oturu arjantin sampiyon olsa ekstra mutlu oluruz ama her senaryoda yine sevinecek birseyler buluruz :) aslinda final maci arjantin - ingiltere olsaydi super olurdu, cunku sampiyon olmasini istedigim ikinci takim da ingilizler acikcasi :)