şimdi sessiz duruyoruz kıyısında bir düşüncenin
unutmamak için, çünkü unutuşun kolay ülkesindeyiz
ölü balıklar geçiyor kırışık bir deniz sofrasından
ve ellerinde fenerlerle benim arkadaşlarım
durmadan düşünüyorum
ne kadar çok öldük yaşamak için.
Ortadoğu’dan bu kez Beyrut çıkışlı bir film. Yine başrolde bir çocuk var. Film, 12 yaşındaki kahramanımızın kelepçeli halde polisler eşliğinde mahkemeye getirilişiyle başlıyor. Bir suç işlediğini biliyoruz, ama asıl çarpıcı olan çocugun burada anne babasından şikayetçi olmasi: “Beni neden dünyaya getirdiniz?". Sonra, olayların buraya nasıl geldiğini adım adım öğreniyoruz.
Filmin özellikle ilk yarısını çok sevdim. Görüntüler, atmosfer, karakterlerin sunuluş biçimi, olayların gelişimi... Her şey oldukça doğal, akıcı ve abartıya kaçmadan normal ilerliyor. Ancak sonlara doğru film, hikaye anlatmaktan çok mesaj verme görevini ustlenmeye basliyor. Ve bunu biraz aptala anlatir gibi, fazla açıklayarak yapıyor. Seyirciye bırakmadan, neredeyse parmak sallayarak yapiyor bunu. Filmin can sıktıgı yer de bence tam burası. Mesela bir önceki post'taki Khane-ye Doust Kodjast? filminde Abbas Kiarostami son derece sade bir olay üzerinden, hiç bağırmadan, rahatsız etmeden ama içten içe insanı sarsarak mesajını veriyordu. Bu filmde Lübnanlı yönetmen Nadine Labaki aynı dengeyi kuramamış gibi geldi bana. Söylemek istediği şeyler haklı, önemli ve değerli; ama anlatım biçimi yer yer fazla didaktikleşiyor.
Yine de kötü bir film değil, aksine güçlü yanları çok fazla. Özellikle ilk yarısı gerçekten etkileyici. Çocuk oyuncu Zain oldukça iyi oynuyor rolunu. Zaten bir anlamda kendisini oynamış sayılır; kendisi Suriyeli bir mülteciymiş. Bu da performansına ayrı bir gerçeklik katmış. Etiyopyalı göçmeni canlandıran oyuncuyu da çok başarılı buldum. Buna karşılık Zain’in anne ve baba rollerindeki oyuncular beni aynı ölçüde ikna etmedi. Neticede film; savaşın, yoksulluğun, düzensizliğin ve toplumsal çöküşün en ağır faturasını yine çocukların ve kadınların ödediğini anlatıyor. Film notum: 7/10.
Farsça’nın ortak kelimeler ile biraz Zazaca’yı andırması, filmde anlatılan toplumun sosyolojisinin büyüdüğüm çevreye benzemesi, üstüne bir de köyde geçmiş çocukluğum eklenince; bu yazıya konu olan filmde kendimden parçalar gördüm açıkçası. Bazı filmler hikâye anlatmaz sadece, insanın hafızasında unuttuğunu sandığı duyguların kapağını aralar. Bu film de biraz öyle.
Filmin konusu oldukça sade: 8 yaşındaki Ahmed, yanlışlıkla sınıf arkadaşı Mohammed’in defterini alıyor. Defteri ona geri ulaştırmak için büyük bir çabaya girişiyor. Çünkü defterini getirmezse, arkadaşının sert ve anlayışsız öğretmeni tarafından ciddi şekilde cezalandırılacağını biliyor. Film, bir çocuğun küçücük bir iyiliği yerine getirmek için verdiği mücadele üzerine kurulu. Zaten büyük sinema da çoğu zaman küçük meselelerden çıkar.
Film çok sade, basit ama bir o kadar da içine çeken bir yapıya sahip. Özellikle dikkatimi çeken şey, 8 yaşındaki kahramanımızın hiçbir yetişkin tarafından ciddiye alınmaması oldu. İzlerken insanın canı sıkılıyor. Çünkü çocuk bir şey anlatmaya çalışıyor, derdini duyurmaya uğraşıyor ama kimse gerçekten dinlemiyor. Yetiştigim yerde de çocukluğumda da buna benzer bir hava vardı açıkçası. Büyükler konuşur, küçükler susardı. Konuşsa bile sesi pek duyulmazdı. Bir diğer can sıkıcı nokta da köy öğretmeninin katı, anlayışsız ve ezbere otoriter tavrıydı. Çocuk terbiyesiyle ilgisi olmayan, korku üzerinden düzen kurmaya çalışan o eski tip figürlerden biri. Buna karşılık Ahmed’in arkadaşı için gösterdiği çaba ise dostluğun en saf, en temiz, en hesapsız halini yansıtıyor. Filmin iç ısıtan tarafı da burada zaten.
Abbas Kiarostami’nin, tıpkı Tarkovsky gibi, Nuri Bilge Ceylan üzerinde etkisi olduğunu düşünmemek zor. Özellikle çocuğun yaşlı adamla köy yollarında yürüdüğü sahneler, rüzgârın sesi, kapı gıcırtıları, kediler, köpekler, köyün doğal uğultusu... Bana Bir Zamanlar Anadolu’da atmosferinden esintiler taşıyor gibi geldi. Sessizlikle konuşan sinema diyelim.
Film 80 dakika sürüyor. Daha uzun olsa muhtemelen sıkabilirdi. Tam kararında bırakılmış.. Film notum: 7/10.